Göktürk Diyetisyen Detoksun Faydaları ve Zararları

Göktürk Diyetisyen detoksun faydaları ve zararları..Detoks bir arınma türüdür. Detoksun bir diyet olduğunu söylemek doğru değildir. Detoks hem beslenme hem de beslenme dışı faaliyetlerle (sabun ve deterjanlar, pişirme metotları, duş ve banyo) yapılabilir. Kişiye özel olarak ve mutlaka bir profesyonel eşliğinde uygulanmalıdır.

Detoksun faydaları nelerdir?

Detoksun faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Cildin yenilenmesini, ferahlamasını ve dinlenmesini sağlar.
  • Sindirim sistemi organlarını dinlendirir.
  • Karaciğerde bulunan toksinlerin atılmasını sağlar.
  • Dolaşım sistemini hızlandırır.
  • Boşaltım sistemine fayda sağlayarak enfeksiyon risklerini azaltır.
  • Metabolizmayı hızlandırır.
  • Kişinin kendini fiziksel ve ruhsal olarak iyi hissetmesini sağlar.
  • Kan dolaşımı dengesizliğinin düzelmesine yardımcı olur.
  • Kişiyi stresten arındırır.

Detoksun aşamaları nelerdir?

Detoksun aşamalarını şu şekilde sıralayabiliriz:

Arınma: Bu aşamada genellikle sıvı detoksları uygulanır ve zararlı gıdalardan uzak durulmaya çalışılır.

Yeniden yapılanma: İkinci aşamada, tüm sistemimiz sağlıklı olmayı hatırlar ve yeniden yapılanmaya başlar.

Olanı koruma: Bu aşamada ise vücudumuz olanı tam olarak anlar ve faydalar artık kalıcılaşmaya başlar.

Kimler detoks yapabilir?

Göktürk Diyetisyen detoksun faydaları ve zararları

Detoks yapabilecek kişileri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Kendini yorgun hissedenler
  • Zayıflamaya çalışanlar
  • Gaz ve şişkinlik gibi mide problemleri yaşayanlar
  • Yanlış beslenenler
  • Gün içerisinde yeterince sıvı tüketmeyenler
  • Alkol ve sigara bağımlılığı yaşayanlar
  • Sabahları uyanmakta güçlük çekenler

Kimler detoks yapamaz?

Detoks yapamayacak kişileri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Emziren anneler
  • MS hastalığı olanlar
  • Tip 1 şeker hastaları
  • Mide ameliyatı geçirmiş kişiler
  • Aşırı zayıf veya aşırı kilolu olan kişiler
  • Tansiyon hastaları
  • Kanser hastaları
  • Organ yetmezliği olan kişiler

Detoksun zararları nelerdir?

Detoks bilinçli yapılmadığı takdirde zararlı olabilmektedir. Detoks yapılırken bilinçli bir şekilde planlanmalıdır. İşte, olası zararları:

  • Vücut direnci düşebilir ve bu günlük hayatı etkileyebilir.
  • Yaşamsal organların faaliyetleri aksayabilir ve beslenme yetersizliği doğabilir.
  • Bilinçsiz bir şekilde yapılması durumunda ciddi sağlık problemlerine neden olabilir.
  • Vücudun metabolizmasını bozabilir.
  • Dengesiz beslenme ve bunun doğrultusunda doğan açlık gibi durumlarda kalbe zarar verebilir.
  • Vitamin ve mineral dengesizliğine yol açabilir.

 Göktürk Diyetisyen detoksun fayfaları ve zararları.

Tuğba Altın Diyetisyen -Gıda Mühendisi

 Nudayspa adresimize tıklayarak diğer hizmetlerimizi görebilirsiniz.

Göktürk Diyetisyen ve Soft Göktürk ekibi olarak her zaman yanınızdayız. 

Sağlıkla Kalın

Diyetisyen Göktürk Böbrek Hastalıkları Ve Beslenme

 Diyetisyen Göktürk Böbrek Hastalıkları Ve Beslenme… Böbrek hastalıklarının diyet tedavileri hastalığa ve tablosuna uygun olarak düzenlenmelidir. Böbrek hastalıklarında önemli ve etkili bazı mikro ve makro besin öğelerini şu şekilde sıralayabiliriz;

  Protein:

  Büyüme ve gelişmenin sağlanması, dokuların onarımı ve vücut savunması için en önemli besin türüdür. Proteinler aminoasit adı verilen küçük ünitelerin vücudumuzda bir araya getirilmesi ile oluşur. Bu amino asitlerin bazıları vücut tarafından yapılır, bazıları yapılamaz (esansiyel amino asitler) ve mutlaka dışarıdan hayvansal gıdalardan alınması gereklidir. Protein açısından en değerli gıda yumurtadır. Bunun yanı sıra süt, peynir, diğer hayvansal gıdalar ve kurubaklagillerde de protein bulunur. Proteinler vücutta değişik görevler için kullanıldıktan sonra yıkılır ve bunun sonucu protein yıkım ürünü olan üre, ürik asit, kreatinin gibi vücut için zararlı maddeler açığa çıkar ve sağlıklı kişilerde böbrek tarafından idrarla dışarı atılır. Böbrek yetersizliği varsa bu maddeler dışarı atılamaz ve buna bağlı hastalık belirtileri (halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, ağızda kötü koku) ortaya çıkar.

Böbrek yetmezliği hastalarında protein alımının kısıtlanması ile bu zehirli maddelerin üretimi de azaltılmış olur. Ancak hastanın alması gereken protein miktarı biyokimya bulgularına ve hastalığın seyrine uygun olarak gerekli formüllerle kişiye özgü olarak değerlendirilmelidir.

  Potasyum:

  Tuza benzeyen, kan ve dokularda bulunan bir maddedir. Adelelerin ve kalbin kasılmasında çok önemli rol oynar. Böbrek yetersizliğinde potasyum böbrekler tarafından vücuttan uzaklaştırılmayabilir ve fazla alınması sonucu kandaki potasyumun yükselmesine yol açar. Bu çok tehlikeli bir durumdur ve aniden kalp durmasına sebep olabilir. Potasyumun en zengin kaynakları; kurutulmuş meyve ve sebzeler (üzüm, incir, bamya), taze meyve (muz, üzüm, erik vb.) ve sebzelerin birçoğudur. Bu yüzden yemeklerde kullanılan tüm sebzelerin önce haşlanmasını ve haşlama suyunun atılmasını önermekteyiz.

  Kalsiyum ve Fosfor:

  Kalsiyum ve Fosfor dengesi de böbrek yetersizliğinde bozulmaktadır. Kan fosfor düzeylerinde yükselme ve kalsiyum düzeylerinde azalma görülmektedir. Ancak kalsiyumdan zengin gıdalar aynı zamanda fosforun da zengin kaynaklarıdır. Bazı durumlarda doktor tarafından önerilen fosfor bağlayıcı ve kalsiyumu yükselten ilaçlar kullanılabilmektedir. Bu nedenle böbrek için önemli olan bu minerallerin hastanın diyalize girme durumu, hastalığın aşaması ve seyri göz önünde bulundurularak düzenlenmesi gerekmektedir. Fosfor ve kalsiyum bakımından zengin gıdalar, tüm süt ürünleri ve balıklardır.

  Tuz:

  Böbrek hastalıklarında vücuda alınan tuzun atımı azalır ve vücutta birikir. Fazla miktarda tuz tansiyonu yükseltir vücutta su birikmesine ve kalp yetersizliğine yol açar. Bu nedenle hastanın alması gereken tuz miktarı belirlenmeli ve diyetle alımına dikkat edilmelidir.

  Yağlar:

  Besin öğeleri arasında vücuda en yüksek enerjiyi sağlayan gruptur. Günlük yaşamımızda yağ alımı dediğimiz zaman tereyağ, margarin, bitkisel yağlar ve çeşitli etlerde bulunan yağlar aklımıza gelir. Aldığımız kalorinin %20-40’ı yağlardan sağlanır. Ayrıca A,D,E,K vitamini gibi yağda eriyen vitaminler de bu besinler ile birlikte emilir. Yağların kendi içinde pek çok alt grubu vardır. Bunlardan biri de kolesteroldür. Kolesterol çok önemli görevleri olan bir yağ türüdür. Bir kısmı karaciğerde yapılır, bir kısmı ise yiyeceklerle alınır. Uzun süreli olarak kanda belirli bir miktarın üzerinde olması (250 mg ve üzeri) damar sertliği, kalp krizi ve beyin inmelerinin nedenlerinden biridir. Böbrek rahatsızlığı olan hastalarda ise hastalığın daha hızlı ilerlemesine sebep olabilir. Bu nedenle kişilerin diyetlerinde kolesterol alımı kısıtlanmalıdır. Bu hastalar özellikle zeytin, mısır, Ayçiçek gibi bitkisel sıvı yağlar kullanmalıdır. Hayvansal kaynaklı yağ ve kolesterolü yüksek oranda içeren besinlerden uzak durmalıdır.

  Su:

  Böbrek yetersizliğinin ileri aşamalarına kadar genellikle hastalar içtikleri su ile orantılı miktarda idrara çıkarlar. Böbrek yetersizliğinin erken dönemlerinde ise kanda üre ve diğer zararlı maddelerin çok yükselmemesi için alınacak en iyi önlem fazla miktarda su içmektir.

  Ancak böbrek yetmezliğinin son dönemlerinde idrar miktarı iyice azalır ve su içmekle idrar miktarı artmaz. Fazla suyun vücutta kalması ise tansiyon yüksekliğine, kalp yetersizliğine, nefes darlığına yol açar. Hastalığın bulunduğu aşamaya, seyrine göre ve günlük çıkardığı sıvıyla orantılı olarak alması gerekli sıvı miktarı uzman (diyetisyen) tarafından hesaplanmalı ve hastanın bu miktara uygun olarak sıvı tüketimi ayarlanmalıdır.

Diyetisyen Göktürk Böbrek Hastalıkları Ve Beslenme Önerileri

– Tuzsuz ekmek tüketiniz.

– Öğün atlamayınız, az ve sık beslenmeye özen gösteriniz.

– Sıvı kontrolü için daima küçük bardakları kullanınız.

– Spor ve egzersiz yapmaya özen gösteriniz.

– Potasyum-Fosfor-Sodyum ve protein içeren besinleri size belirtilen miktarlardan fazla tüketmeyiniz.

– Sebzelerinizi haşladıktan sonra haşlama suyunu süzerek tüketiniz.

YASAKLAR:

– Konserve, salamura, tuzlu et, balık

– Sucuk, salam, sosis gibi şarküteri ürünleri

– Et suyu tabletleri

– Sakatatlar (böbrek, beyin, dalak, ciğer, dil, yürek gibi)

– Kakao-çikolata ve bunları içeren besinler

– Kola

– Salça

– Mayalı yiyecekler

– Yağlı tohumlar ve kuruyemişler

– Kepekli tahıllar

Diyetisyen Göktürk Böbrek Hastalıkları Ve Beslenme

Diyetisyen Tuğba Altın

  Nudayspa adresimize tıklayarak diğer hizmetlerimizi görebilirsiniz.

Göktürk Diyetisyen ve Soft Göktürk ekibi olarak her zaman yanınızdayız. 

Sağlıkla Kalın

Diyetisyen Göktürk GÜÇLÜ BİR BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ İÇİN

Diyetisyen Göktürk …Dünya olarak içinde bulunduğumuz pandemi durumu ve yaklaşan mevsim değişiklikleri, havaların soğuması ile birlikte artış gösteren hastalıklara karşı korunmak için hepimiz bağışıklık sistemini güçlendirmenin yollarını arıyoruz.

  Bağışıklık sistemi; vücudu zararlı bakteri ve enfeksiyonlarakarşı korumak için değişik organlarda bulunan bir doku ve hücreler düzenidir. Bağışıklık sisteminin %70’i bağırsaklardadır. Bağırsak mikrobiyotası önem taşımaktadır. 

  Düzensiz beslenme, stres, yorgunluk, uykusuzluk, vitamin-mineral eksiklikleri vücudun direncinin azalmasına yol açabiliyor. Vücudun savunmasını zayıflatan bu etkenler beraberinde morbidite (hasta olma oranı) riskini getiriyor.

Güçlü bir bağışıklık Sistemine sahip olmak için neler yapabiliriz?

1. DÜZENLİ VE YETERLİ BESLENİN

  Diyetisyen Göktürk .Bağışıklık sisteminin zayıflamasındaki en önemli sebep arasında besin yetersizliği gelir. Yeterli protein alımı, vitamin-mineral açısından zengin meyve-sebze tüketimi büyük önem taşıyor. Özellikle C vitamini değeri yüksek portakal, kivi, çilek, brokoli, soğan, yeşil biber gibi besinleri diyetimize ekleyerek vücut direncini arttırmada destek olabiliriz. Selenyumdan zengin, (deniz ürünleri, yumurta, tavuk eti, mantar, susam, tam tahıllar) çinko değeri yüksek (deniz ürünleri, hindi eti, kuru baklagiller, yağlı tohumlar) besinlere diyetimizde dengeli bir dağılımla yer vermeliyiz.

2. BOL SU İÇİN

  Vücuttaki tüm besinleri ve atıkları kan ve lenf sıvıları yoluyla taşıyan bir çözücü olan su; immün sistemi için vazgeçilmezdir.

3. C VİTAMİNİ ALIMI ÇOK ÖNEMLİ

  C vitamini iyi bir antioksidandır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kuşburnu, domates, soğan, yeşilbiber, kırmızı biber, maydanoz, tere, roka, brokoli, karnabahar, ıspanak, portakal, limon, mandalina, kivi gibi besinler en güçlü C vitamini kaynaklarıdır.

4. PROBİYOTİK KULLANIMI İLE BAĞIRSAK FLORAMIZI DESTEKLEYİN

  Bağırsak mikrobiyotası, bağırsakta bulunan organizmalar anlamına gelir. İmmünolojik, besinsel, fizylojik ve koruyucu süreçler üzerinde ciddi bir etkisi vardır. Dengeli bir bağırsak mikrobiyotası, sağlık için kritik öneme sahiptir. Bozulmuş bir bağırsak mikrobiyota yapısı ve/veya faaliyeti (disbiyosis), hastalıkların oluşumuna katkı sağlar. Probiyotikler, prebiyotikler ve sinbiyotikler ile bağırsak mikrobiyotasınıhedeflemek, potansiyel olarak bağışıklık sistemini güçlendirebilir ve hastalık riskini düşürebilir.

5. DÜZENLİ VE YETERLİ UYKU

  Düzenli ve yeterli uyku ruhsal ve fiziksel sağlığı korur. Yapılan araştırmalar düzensiz uykunun bağışıklık sistemi üzerine olumsuz etkileri olduğunu ve birçok kronik hastalıklara zemin hazırladığını göstermiştir. Günde 5 saatten daha az uyuyan bireylerde obezite, kalp hastalıkları, hipertansiyon ve Tip 2 DM (diyabet) daha fazla görülmektedir. Ayrıca yetersiz uyku glikoz toleransını ve insülin hassasiyetini azaltır, leptin(tokluk) hormonu seviyesini azaltır, bunun yanında ghrelin(açlık) hormonu seviyesini arttırır. Yani iştah mekanizmasını harekete geçirerek daha fazla kalori alınmasını sağlar. 

6. D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİNE DİKKAT EDİN

  Yaz döneminin bitmesi ile birlikte vücutta en çok eksikliği hissedilen vitaminlerden ilk sırada D vitamini yer alıyor. D vitamini eksikliği, bağışıklık sistemi zayıflıklarına yol açmaktadır. Aynı zamanda D vitamini eksikliği durumlarında beden ağırlığı kontrolü de sağlanamamaktadır. D vitamininin en iyi kaynağı güneş olmakla beraber, D vitamininden zengin besinler; somon, yumurta, süttür. 

7. KALSİYUM VE PROTEİNDEN ZENGİN BESİNLER TÜKETİN

  Kalsiyum, bağışıklık sitemini kuvvetlendirir, vücudun su dengesini sağlar. Süt ve süt ürünlerinin kontrollü tüketimi ile kalsiyum alımı sağlanabilir. Beslenme programına yetişkin bireylerin günde 2-3 su bardağı (200ml) süt ve süt ürünleri eklenebilir. Vücutta enfeksiyon, enflamasyon varlığında, protein kaynaklarının yeterli tüketilmesi, vücutta oluşan yıkımı yapıma çevirmesi için oldukça önemlidir. Ayrıca protein yetersizliği depresyona yatkınlığı tetikler ve bağışıklık sisteminin çalışmasını engeller. Süt, yoğurt, kefir, ayran, peynir, yumurta, kırmızı et, tavuk ve balık gibi gıdalar proteinin en iyi kaynaklarıdır.

8. OMEGA 3 KAYNAKLARINA YÖNELİN

  Omega-3 bağışıklığı düzenleyici ve destekleyici özelliğe sahiptir. Balık, ceviz, keten tohumu, avokado ve sebzelerden semizotu omega-3 için iyi kaynaklardır. Bağışıklık sistemine iyi geldiği gibi depresyon tedavisinde de kullanılır. 

9. SELENYUMDAN ZENGİN BESİNLER TÜKETİN

  Bağışıklık sistemini destekleyen bir mineral olan selenyum soğuk algınlığı hastalıklarıyla doğrudan ilişkilidir. Zararlı mikroorganizmalar ile savaşan ve hücreleri koruyan selenyuma günlük beslenmede mutlaka yer verilmelidir. Selenyum eksikliğinin depresyonla doğrudan ilişkisi yapılan araştırmalarca kanıtlanmıştır. Tüm deniz ürünleri, mantar, susam, tam tahıllar, sarımsak, soğan, yumurta, tavuk eti, brezilya fındığı selenyumun en iyi kaynaklarıdır. 

10. ÇİNKODAN ZENGİN BESİNLER TÜKETİN

  Çinko, immün sistemi güçlendirir. Bağışıklık sisteminin temel mekanizmasında ve serbest radikallerin vücuda verdiği hasarı önlemede önemli bir role sahiptir. Ayrıca metabolizmayı hızlandırıcı etkisi vardır. Mevsim geçişlerinde mutlaka çinko seviyelerine bakılmalıdır. Çinko değerlerini besin yoluyla desteklemek için ana ve ara öğünlerinizde hindi eti, kuru baklagiller, deniz ürünleri, rüşeym, kabak çekirdeği, susam, ceviz fındık, fıstık gibi besinlere yer verilmelidir. 

Diyetisyen Tuğba Altın

Göktürk Diyetisyen

İstanbul Cad. Gökofis İş Merkezi No.20/2

0212 322 23 71

0541 360 33 24

Bültene kayıt ol